G-T99NNFV6J9
Çocuk ve Aile – Diğdem Kural Keskin

ACININ SAPLANMASI (SEANS 2)

12.12.2020
230
ACININ SAPLANMASI (SEANS 2)
REKLAM ALANI

Korkusunu yenmeyi daha önce hiç düşünmemiş olan çocuk oturduğu yerde sanki bir şey görmüş gibi aniden irkildi. Bütün bunlara, irkilmelere, korkusuna sebep kapıyı kapatıp karanlıkta izledikleri o video muydu? Eğer sadece buysa iş çok kolaydı. Terapist abla gittikçe daha büyüyen hayaletlerle dalga geçecek hatta üzerlerine nasıl koşulur onu anlatacaktı. Ve sonra şöyle diyecekti “nasıl kaçtıklarını görmek için sen de onları kovalamalısın, hatta istersen bunu birlikte yapabiliriz”

Ama başka bir sorun vardı bu korkunun daha derininde. Çocuğun sürekli uzaklara bakarak dalmasına sebep olan ve yüzünde mutsuzluk ifadesi yaratan… “Biz bunları konuşmadan, hayaletleri kovalayamayız ki” demişti Diğdem ablası. Önce bizlerin elini ayağını bağlayan hatta gözlerimizi kapattığımızda kendi karanlığımızdan dahi ürkmemizi sağlayan korkularımızı konuşmalıyız. Tabi ki çocuk hak vermişti. Fakat bunları konuşarak tekrar yaşamaya tekrar canının yanmasına yanaşmıyordu. Anlatmaya başlamak için kelimeler yetmiyordu. Bunun için nereden başlayabilirdi ki “Babam annemin canını acıttı, ona vurdu, annem içini çekerek ağladı. Sonra bizden utandı galiba saklamaya çalıştı gözyaşlarını ve yüzündeki kırmızılıkları” Nasıl içini burkmuştu o an. Hani bir gün oyuncakları ve kardeşiyle oynarken ayağı halıya takılıp kafasını sehpanın kenarına çarpması sonra akan kanın sıcaklığını yüzünde hissetmesi gibi miydi, yoksa hastaneye gittiklerinde orayı dikerken iğnenin ucundaki acıya mı daha çok benziyordu annesinin duyduğu acı, bilememişti.

Annesi ağlamıştı, güçlü kale gibi annesi. Çocuk her ağladığında kendisine sarılan melek yüzlü, mis kokulu annesi ağlamıştı. Çocuk her ağladığında “tamam ağlamana gerek yok, her şey güzel olacak” diyen annesi bu sefer kendi sözlerini unutarak ağlamıştı.

REKLAM ALANI

Şimdi tüm bunları nasıl anlatabilirdi ki, sığar mıydı annesinin gözyaşları oyuncaklarla dolu olan eğlenceli odaya?

Biraz bahsetti kendince, ama sonra konuşmak, konuştuğunu duymak dahi istemedi. İçinde sıkıntı vardı, bunu dile getirdiğinde ya tekrar olursa diye onu korkutan. Bu sebeple dikkatini de acısını da başka yönlere çekmenin en iyisi olduğunu düşünmüştü. Bu keşfettiği güzel bir oyundu kendince. Öyle inanıyordu öyle de olacaktı. Çocuğun inancı gereği acı tek bir yerde olduğunda başka kişilere uğramayacağı yönündeydi. Onun canı acırsa, acı da onda kalırdı böylece. O da acıyı hep misafir etmek için uğraşıyordu. Örneğin tırnaklarının yanındaki etleri kopartmak canını acıtıyordu. Bunun için, bunu tekrar ediyordu. Ama bu dayanılmaz değildi, idare edilebilirdi. Arada kanayan yerler oluyor ama bir süre sonra acısı hafifliyordu. Bunu sürekli yapmamalıydı, yoksa acı denen şey annesine tekrar uğrayabilirdi. Sırf daha uzun süre acı onda kalsın diye, tırnaklarını da kanatıncaya kadar kopartmayı denedi. Ama artık bir sorun vardı olmayan tırnaklarıyla kopartmak neredeyse imkansızdı. Bunu pek ala dişleriyle de yapabilirdi. Bunu devam ettirmek acıyla sürekli bir arada olmasını sağlıyordu.

Hem geceleri de garantiydi artık, bu sızlayan yerler yüzünden uykusu da bir türlü gelmez olmuştu. Başarmıştı. Acısı onda saplanıp kalmıştı…

Sevgiyle kalın…

Diğdem Kural Keskin

Aile Danışmanı, Çocuk Terapisti, WISC-R Zekâ Testi Uygulayıcısı

 Instagram: çocuk_aile

Facebook: Çocuk ve Aile (@digdemkuralkeskin)

www.cocukveaile.com

İletişim numarası: 0534 6667666

keskindigdem@hotmail.com

Etiketler:

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.