G-T99NNFV6J9
Çocuk ve Aile – Diğdem Kural Keskin

ÇOCUKLARDA KAYGI VE KORKULAR

12.12.2020
109
ÇOCUKLARDA KAYGI VE KORKULAR
REKLAM ALANI

Bizler hepimiz yaşamımızın bir döneminde korku ve kaygı durumu yaşayabiliriz. Kaygı ne olursa olsun rahatsızlık özelliği olan bir duygudur.

Kaygı belirgin bir nedene bağlı olmayan sıkıntılı gerginlik hali olarak tanımlanabilir. Genellikle bireyin güvenliğinin tehdit altında olmadığı bir durumda ortaya çıkar, ancak birey nedeni geçerli olmasa da kendini tehdit altında hisseder.

Kaygı bir tür yaşam sigortasıdır diyebiliriz. Şöyle ki çocukların kaygıyla baş etmeye çalışması, onları beklenmedik yeni ve farklı durumlara karşı hazırlıklı olmalarını sağlar. Bu duygunun varlığı çocuğu daha dikkatli davranmaya sevk eder. Örneğin ateşten daha önce eli yanan bir çocuk bunun için endişe duyarak ateşe çok fazla yaklaşamaz gibi.

REKLAM ALANI
  • Küçük çocuklar ve akıl sağlığı yerinde olmayan insanlar tehlikeyi algılayıp korkmazlar.
  • Çocukların korkuları kişiliklere ve yaşam şartlarına bağlı olarak değişiklik ve farklılık gösterebilir.

Çocuk korkularını incelersek;

Geçici uyum korkuları: yeni doğan bir bebek “anneden ayrılma endişesi” ismi verilen bir çeşit korku yaşar. Alışık olduğu anne rahmini terk eden bebek, gözlerini açtığı yeni hayatına hemen uyum sağlayamaz. Birden ortaya çıkan ışık, korna sesi, insan sesi, kapı sesi, gök gürültüsü gibi seslerden korkar, sıçrayarak veya ağlayarak tepki gösterir. Zamanla bu seslere alışır, çevreye uyum sağlar, korkular da azalır.

Uykudaki bir bebek gözlerini açıp annesini yanında göremeyince annesinin kaybolduğunu, kendisinin korumasız ve yalnız kaldığını hisseder, korkuya kapılır, ağlamaya başlar. Annesini yanında görünce korkusu geçer, neşesi yerine gelir.

Ağladığı zaman annesini yanında gören, karnı acıktığı zaman doyurulan, altı kirlendiğinde bezi değiştirilen, sevgi ile büyüyen bir bebek 2 yaşına doğru güvende olduğuna dair bir his geliştirir. Böylece ayrılık korkusu yerini güven duygusuna bırakır.

Bebekler yaklaşık 4 yaşına geldiklerinde annelerinden ayrılma korkusu, güven duygusu ile ortadan kalkar. Ama 3 yaşına kadar çeşitli nedenlerle anneden ayrı kalan çocuklarda hayata ve kendilerine dair bir güvensizlik oluşma ihtimali çok yüksektir.

Korkular her yaşa göre farklı özellikler gösterirler. Yani;

  • Henüz 1 yaş civarındaki bebekler yabancılara karşı bir korku duyarlar. Bu sebeple tanımadıkları kişiler karşısında anne babalarına sarılırlar.
  • 3-6 yaş arası çocuklar gerçeklikle pek bağı olmayan, genelde hayali ya da öğretilmiş korkuları yaşarlar. Öcü, canavar, hayalet gibi.
  • 6-12 yaş arası çocukların korkuları ise daha çok gerçek olaylarla bağlantılıdır. Mesela eve hırsız girmesi, deprem ya da yangın olması, kaybolmaktan, kaza geçirmekten korkmak gibi.

Bu korkular genellikle yaşanan bir olayla tetiklenir ve çocuk korktuğunu ifade eder. Televizyonda veya çevresinde gördüklerinden etkilenmesi, birinin anlattıklarından korkması kendi kafasında o olayı kendi ile bağdaştırıp içsel korku durumu oluşturması gibi.

Bazen bir korkunun yerini başka korkular da alabilir. Bu biraz kaygı seviyesi ile bağlantılıdır. Mesela daha önce karanlıktan korkan bir çocuk daha sonrasında girdiği sınavlardan kötü not alacağından korkamaya başlayabilir.

Ergenlik döneminde yaşanan en yoğun korku sosyal korkulardır. Alay edilmek, kalabalık önünde rezil olmak, ya da yalnız kalmak gibi.

  • Kaygı seviyesi yüksek çocuklarda gözlenen belirtiler:
    • Anne ve babaya aşırı bağlılık
    • Sosyal ortamdan, diğer çocuklardan izolasyon
    • Okulda dikkat sorunları
    • Davranış sorunları
    • Okula giderken evden ayrılmak istememe
    • Kalabalık ortamda huysuzluk ve hırçınlık
    • Uyku sorunu (uykuya dalarken zorluk ya da çok fazla uyuma)
    • Ellerin aşırı terlemesi
    • Karın ağrısı, baş ağrısı gibi yakınmalar
    • Sürekli aynı soruları sormak

Bu konuda anne ve babaların yapabilecekleri:

  • Çocukla korkuları hakkında konuşmaları, bu konu ertelenmemelidir.
  • Çocuk korkularını anlatmaya başladığında dinlenilmelidir. Çünkü bazı duygular buna korkular da dahil kelimelere döküldüğünde zarar verici etkisi azalabilir.
  • Çocuk korkularından bahsederken ona asla bunda korkacak ne var, hiç korkulur mu, sen artık büyüdün gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Bunun çocuğun kendine olan güvenine zarar verici etkisi vardır.
  • Çocuğun korkuları hakkında diğer çocuklarla karşılaştırmak ya da konuyla ilgili örnek vererek kıyaslama yapmak çok yanlıştır.
  • Korkularla ilgili en güzel örnek anne ve babasıdır. Çocuk çoğu konuda olduğu gibi korkuları konusunda da ebeveynlerini model alıyor olabilir.
  • Çocukla korkuları hakkında konuşurken korkularını derecelendirmesini isteyebilirsiniz. Hissedilen korkuya 0-10 arasında bir puan verilebilir. (0 en az 10 en çok) böylece çocuk korkusunun değerini kendi görüp farklı açıdan değerlendirebilir. Çok küçük çocuklarda ise bu değerlendirme kendi tarif ettiği uzunluk ya da büyüklük değerlerine sahip olabilir. (Bir elma ya da fındık kadar gibi)
  • Eğer çocuğun korkusu, günlük durumunu çok fazla etkileyip yaşamını strese sokuyorsa nefes ve gevşeme egzersizlerinin bu konuda çok olumlu etkileri olacaktır. (Derin nefes alma, gevşeme tekniklerinin kullanılması gibi)

Bir sonraki yazımda nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri konusunda sizlerle buluşmak üzere…

Sevgiyle kalın…

Diğdem Kural Keskin

Aile Danışmanı, Çocuk Terapisti, WISC-R Zeka Testi Uygulayıcısı

 Instagram: çocuk_aile

Facebook: Çocuk ve Aile (@digdemkuralkeskin)

www.cocukveaile.com

İletişim numarası: 0534 6667666

keskindigdem@hotmail.com

Etiketler:

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.